|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 1.104
Tecrübe Puanı: 0 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sağlık Bilgileri
Sağlık Bilgileri
ABLATIO PLASENTA Ne Bilmeli ? Ablasyo plasenta için bilmeniz gereken ; Plasenta ( eş ) , anne rahminde gelişen bebek ile anneyi birleştiren dokudur. Bebeğe; oksijen ve yiyecek sağlar ve karbondioksit ile artık maddelerin atılımını gerçekleştirir. Normal olarak , bebeğin doğumuna kadar , anne rahminin bir yerine yerleşmiş şekildedir. Ablasyo plasenta ( abruptio plasenta = plasental ayrılma ) , plasentanın zamanından önce anne rahminden ayrılmaya başlamasıdır. Bu durum ; gebeliğin 20. haftası (5.ay) ile normal doğum zamanı arasında herhangi bir dönemde olabilir. Plasenta uterustan tamamen veya bir parça ayrılmış olabilir. Ablasyo plasenta, hem anne hem de bebek için tehlikeli olabilir. Anne çok kan kaybedebilir ve bebek de oksijen ve besin maddelerinin yetersizliği nedeniyle ölebilir. Nedeni bilinmemektedir. Fakat yüksek kan basıncı, kalp hastalığı, ve eklem iltihabı gibi durumlarda daha çok olmaktadır. Trafik kazası veya düşme gibi oluşabilecek herhangi bir travma plasental ayrılmayı başlatabilir. Belirtileri Nelerdir ? Belirti olarak vajinal kanama ve karın veya sırt ağrısı olur. Doğum sırasında olduğu gibi karında sıkışma ve gevşemelerle veya tamamen sıkışma şeklinde rahim kasılmaları gelişir. Tedavi Ultrasonografi yapılması gereklidir. Ultrasonografi ; ses dalgalarıyla bebeğin TV ekranında görüntüsünü oluşturacak olan ağrısız bir uygulamadır.Eğer doğum için hazır değilseniz rahimde oluşan bu kasılmaları durdurmak için ilaç kullanılması gerekli olabilir. Eğer rahimde oluşan plasental ayrılma küçükse; yatak istirahati yapılması yeterli olabilir. Eğer ayrılma büyükse bir kaç hafta hastanede yatmanız gerekebilir ve doğumunuz erken olabilir. Riskler Eğer kanama çok fazla ise bebeğiniz veya sizin için öldürücü bir risk söz konusu olabilir. Fakat tedavi uygulanmasıyla ölüm tehlikesi riski azdır. Ne Yapmalı ? 1.Kanamanın azalması için kesin yatak istirahati çok önemlidir. Yalnızca tuvalet veya duş almak için yataktan kalkabilirsiniz. Diğer ufak tefek ev işlerini yapamazsınız, yemek pişiremezsiniz, merdiven çıkamazsınız ve çocuklarınız da dahil ağır şeyler kaldıramazsınız. 2.Kesin yatak istirahati sıkıcı ve streslidir. Kitap, gazete, dergi okuma, yazı yazma, TV izleme, müzik dinleme, arkadaşlarınız veya diğer aile üyeleriyle beraber olmak sizin vakit geçirmenize yardımcı olabilir. Sürekli dinlenmenizin; kendi güvenliğiniz ve bebeğinizin sağlığı için gerekli olduğunu unutmamalısınız. 3. Doktorunuz onaylayana dek cinsel ilişkide bulunmamalısınız. 4. Meyve, sebze, ekmek, süt ürünleri ve et/balık gibi sağlıklı yiyecekleri yemelisiniz. Sağlıklı bir diyet, doğum yapmanız ve vücudunuzu zinde tutmanız için çok önemlidir. 5. Doktorunuzun önerdiği veya verdiği ilaçlar dışında hiç bir ilaç kullanmayın.Eğer iyi olmanıza yardımcı olmadığını düşünüyorsanız doktorunuza danışın.Doktorunuzdan habersiz ilaçlarınızı kesmeyin. ŞU DURUMLARDA DOKTORUNUZU ARAYIN !! Rahim kasılmalarınız olursa Bebeğinizde alıştığınızdan daha az hareket olduğunu hissederseniz ŞU DURUMLARDA ACİL YARDIM İSTEYİN !! Vajinal kanamanız olursa Karın ağrınız olursa Baygınlık veya takatsizlik hissederseniz. Hastaneye Yatarsanız... Hastanede kaldığınız sürede karşılaşabileceğiniz uygulama ve araçlar ; Hayati işaretleri tespit eden ; sıcaklığınız, kan basıncınız , nabzınız ( kalp atışlarının sayılması) ve solunumunuz (nefes alıp verişlerinizin sayılması) izlenir. Steteskop ; kalp ve akciğerlerinizi dinlemek için kullanılan bir alettir. Kan basıncınız ; kolunuzun etrafını saran bir kolluk ile ölçülür. Sinyal Oksimetre'ye bağlanabilirsiniz. Bu cihaz , kulağınıza , parmağınıza yerleştirilir veya ayak ucuna dokundurulur . Kanınızdaki oksijeni ölçer . Kan tahlilleri; Çeşitli testler için kan örneği vermeniz gerekebilir. Kan örneği eliniz veya kolunuzdaki bir toplardamara girilerek alınabilir. İV ( İntravenöz ) İlaç veya sıvı vermek için toplardamarınıza bir tüp yerleştirilir. Ona bağlanacak olan setlerle tedavi daha iyi sağlanabilir. Aktivite Dinlenmek, rahminizdeki kasılmaların durması ve kanamanızın durması için gereklidir. Kanamanız durana kadar yatağınızın çevresindeki dolapları kullanabilirsiniz. Yataktan kalkmanızın uygun olduğu zamanı doktorunuz size söyleyecektir. Kan Transfüzyonu = Kan Verilmesi Eğer çok kan kaybettiyseniz veya aneminizin ( kırmızı kan hücrelerinin eksikliği ) durumuna göre kan nakli yapılması gerekebilir. Her ne kadar , kan nakli ile AIDS veya Hepatit için kaygılansanız da , böyle bir şeyin olma ihtimali , milyonda birdir. Kan kaybının sizin için oluşturduğu riskler, naklin getireceği zararlar yanında, çok daha fazladır. Karın Ultrasoundu Doktorunuz , muhtemelen bu ağrısız cihaz ile rahiminizi inceleyecektir. Bebek Kalp Seslerinin Monitorizasyonu (Fetal Monitorizasyon) Karnınızın etrafına ; küçük ****l bir diski olan gevşek bağlı bir kemer yerleştirilir. ****l disk ; bebeğin kalp atışlarının sinyallerinin ekrana yansımasını sağlar Pelvik Muayene ( İç muayene = Vajinal muayene ) Muayeneyle doktorunuz , vajinanız içine ısıtılmış spekulumu koyarak başlar . Bu alet , vajinayı açar bu sayede doktorunuz , rahminizin çıkışını görebilir . Eldivenli elleriyle doktorunuz , rahminiz ve yumurtalıklarınızın büyüklük ve şeklini kontrol eder . Genellikle muayene sırasında odada başka bir kadın da bulunur. Eğer , muayene sırasında odada başka bir kadın yoksa , bunu rahatlıkla rica etmeniz mümkündür . Vajinal kanama Bu, daha çok , plasentanın rahimden ayrıldığının işareti olabilir . Hemen hemşirenize haber verin. Kontraksiyonlar (Kasılmalar) Karnınızda sıkışma ve gevşemeler başlarsa , kasılmalarınız olursa veya karnınızda sürekli sıkışma hissi olursa doktorunuza haber verin. Doğum Ayrılmış plasenta ,doğum kanalınızın bir kısmını engelliyorsa vaginal (normal) doğum yapabilirsiniz. Fakat, plasenta doğum kanalını tamamen engellemiş haldeyse sezaryen gereklidir. Aynı zamanda bebeğin hayatı tehlikedeyse , yine sezaryen uygulaması gerekecektir. İlaçlar Antibiyotik Bu ilaçlar , bakteriyel enfeksiyona karşı sizi korurlar/tedavi ederler. Ağız ile veya intravenöz olarak verilirler . Gaita Yumuşatıcılar Kabızlığı önlemek için gaita yumuşatıcılar verilerek daha kolay bağırsak hareketleri sağlanabilir. Tokolitikler Eğer , doğum çok yakın ise bu ilaçlar , kasılmaları durduracaktır . Ağız ile veya intravenöz verilebilir . Steroidler Bebeğin akciğerlerine yardım etmek için bu ilaçlar verilebilir . Aynı zamanda inflamasyonu ( kırmızılık ve şişlik ) azaltırlar. Stress Bu , sıkıntılı bir durumdur . Onun hakkında konuşarak , stresinizin azalmasına yardım edebilirsiniz . Aynı zamanda derin nefes alıp verme , kas gevşemesi , meditasyon veya bio feedback gibi metodları denemek isteyebilirsiniz . Gerekli öneriler için hemşirenize danışabilirsiniz. HİV/AİDS hastaları hem hayatı tehdit edici bir hastalığa yakalanmış olmanın hem de içinde yaşadıkları toplumun kendilerini yargılaması nedeniyle iki büyük yük altındadırlar. Ön Yargılar... Felç veya kalp hastalığı gibi ciddi bir hastalık geçiren kişiler normal olarak arkadaşlarından veya ailelerinden yardım ve destek göreceklerini bilirler, Ancak birçok HIV/ AİDS hastası için durum her zaman böyle değildir HİV/AİDS hastaları hasta olduklarını başkalarına söyleyemezler bile. Hastalar ailelerine açılsalar bile soyutlanma devam eder; çünkü, aileler toplumun kendilerini de yargılayacağından endişe duyarlar. Bu tutumun nedeni ise HİV/AİDS hastalığı ile homoseksüelliğin veya iğneyle uyuşturucu kullanmanın eşanlamlı tutulmasıdır. Homoseksüellik ve igneyle uyuşturucu kullanmak her toplumu etkilediği halde bunlar konuşulması ve kabul edilmesi güç olan konulardandır. HIV/AİDS hastası nereden gelirse gelsin hastaların toplumun anlayışına ve desteğine gereksinimi olduğu bir gerçektir. Bütün dinlerdeki ortak inanca göre bizim gibi insan olan herkesi korumamız gereklidir. Kişiler HIV/AIDS'i nereden alırlarsa alsınlar görevimiz onlara moral ve yararlı bilgiler vermektir. İlgili görevlilerle bağlantı kuran kişilerin kimlikleri gizli tutulur. HİV/AİDS'in salt homoseksüel cinsel ilişki yoluyla değil fakat normal kadın- erkek cinsel ilişkisi yoluyla da bulaşabileceğinin bilinmesi önemlidir. Evli kişilerin korunmadan evlilikdışı cinsel ilişkide bulunan eşlerinden HİV virüsünü aldığı vakalar da olmuştur. 1 Aralık Dünya AİDS Günü.. 1 Aralık Dünya AİDS Günü'dür Bu günde HİV/AİDS hastalarının yargılanmaya acıma duygusuna değil fakat desteğe gereksinim duyduklarını hatırlamamız yerinde olur. Hastalık, her ülkeyi her din veya kültürden gelen kişiyi etkiler ve savaşım için birlikte hareket etmek gerekir. Paylaşılacak Sorumluluklar. HİV/AİDS'in yayılmasını önlemek paylaşmamız gereken bir sorumluluktur. Gerek erkekler gerekse kadınlar hastalığın nasıl önleneceğini bilmelidirler. Çocukları da eğitmek gereklidir. Bazı anne babalar "Bizim çocuklarımız hiçbir zaman HIV/AİDS hastalığından etkilenecek hareketlerde bulunmayacaklar. Bilgi edinseler veya edinmeseler ne farkeder?" deseler bile önlemler hakkında çocuklar da her türlü olasılığa karşı bilgi edinmelidirler. HİV virüsü meni vajina salgıları ve hasta kadının sütüyle başkalarına bulaşır. Bu nedenle her zaman cinsel ilişkide bulunduğunuz kişi dışında onun da sizden başka kişilerle cinsel ilişkide bulunmaması gerekir. birisiyle cinsel ilişkide bulunmak istiyorsanız mutlaka kondom kullanınız. İğneyle uyuşturucu alan kişilerin de iğnelerini başkalarıyla paylaşmamaları gereklidir. Çocukların Eğitilmesi Pek çok kişi şöyle düşünmektedir; "Ergenlik çağındaki çocuklarımla HIV'nin önlenmesi konusunda konuşmayı gerekli görmüyorum çünkü cinsel ilişkide bulunmuyorlar ve iğne yoluyla uyuşturucu kullanmıyorlar. Böyle olunca HIV onları nasıl etkileyebilir ?" bu kişiler tipik birçok anne baba gibi hayatı tehdit eden AİDS hastalığının nedeni olan HIV konusunu çocuklarıyla konuşulabilecek bir konu olarak görmemektedir. Anne babalar HIV konusunu çocuklarıyla konuşmaktan bazen sıkılırlar veya geleneksel değerlere saygı gösterecek biçimde terbiye ettiklerinden çocuklarının HIV'ye yakalanmayacaklarını düşünürler. HİV önemli bir sağlık sorunudur. Ana babanın görevi sağlıklarını korumak konusunda çocuklarına birçok şey öğretmektir. Çocuklara yolda dikkatli. olmalarını, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmalarını öğretirken HIV'de içinde olmak üzere hastalıklardan korunmalarını öğretmek de gerekmez mi? HİV için bir tedavi veya aşı bulununcaya kadar elimizde yayılmasını önlemek için koruyucu önlemler almaktan başka bir şey olmadığına göre böyle hareket etmek doğru olmaz mı ? Çocuklarımıza kondom kullanmalarını öğretmekle onları cinsel ilişkiye teşvik ediyor olmayız. Ana baba çocuklarına böylesine akla uygun tavsiyelerde bulunurlarsa çocuklarını sorumluluk sahibi olmaya teşvik edebilirler Anne baba olarak aşıladığımız değerlere saygı göstermeleri konusunda çocuklarımıza güvenmeliyiz. Ama her ihtimale karşı kendilerini nasıl koruyacaklarını da onlara öğretmemiz gereklidir. Biz istesek de istemesek de çocuklar televizyondan ve arkadaşlarından bir sürü şey duyarlar ve bunlar bazen doğru bilgiler olmayabilir. Çocukların doğru bilgileri anne babalarından öğrenmeleri daha iyi olmaz mı? Hakları ve Sorumlulukları Paylaşalım. Dünya Sağlık Örgütü'nün 1 Aralık Dünya AİDS günü için önceki yıllarda teması 'Hakları ve Sorumlulukları Paylaşalım"dır. Bunun anlamı şudur: HİV hakkında bilgi edinmeye ve kendimizi nasıl koruyacağımızı ögrenmeye hakkımız olduğu kadar bu hastalığın yayılmasını önlemek için topluma karşı sorumluluğumuz vardır. Bunun bir yolu ise çocuklarımıza bu konu hakkında doğru bilgiler vermektir. HIV her toplumdan ve her dinden gelen kadın erkek herkesi etkileyebileceğinden hastalık herkesin sorunudur. Hepimizin konuyu bilmemiz gerekir. Kendisinde HİV bulunan kimsenin kanında, menisinde ve vajina (dölyolu) sıvılarında virüs bulunur. Bu sıvılar virüs olan kişiden olmayana geçtiğinde hastalık da kişiden kişiye geçer. Bulaşma Yolları Yalnız bir kişiyle cinsel ilişkide bulunduğunuzdan ve bu kişinin de sizden başka kimselerle cinsel ilişkide bulunmadığından emin olduğunuz durumlar dışında, cinsel ilişkide bulunurken prezervatif (kondom) kullanınız. HİV kucaklaşmak, öpüşmek gibi günlük temaslardan gıdalardan veya sudan, sivrisineklerden veya diğer ısırgan böceklerden veya kurallarına uyularak yapılan kan nakillerinden kişiden kişiye geçmez. AIDS'li Çocuklar ın Yaşadığı Dünya Hastalığın çocuklar üzerindeki etkisi hakkında uyanış yaratmak için, 1 Aralık Dünya AİDS Gününün önceki yıllardan bir diğerindeki teması "AİDS'li Çocukların Yaşadığı Dünya" olmuştur. Şükürler olsun ki ülkemizde çok az sayıda çocuk bu hastalıktan etkilenmiş durumdadır. Hastalığın önlenmesi için gerek karşı eşcinseller gerekse eşeşcinseller arasında kondom (prezervatif) kullanma ve uyuşturucuları enjekte etmek için bir kez kullanıldıktan sonra atılan iğneleri kullanma konusunda kişiler iyice eğitilmiş olmalıdır. Öte yandan dünyanın başka ülkelerinde milyonlarca çocuğun hayatı HIV/AİDS yüzünden ziyan olmuştur. Birleşmiş Milletler Örgütünün raporuna göre HİV/AİDS hastası olan çocukların sayısı şimdiye kadar görülmemiş boyutları ulaşmıştır. Hastalık yalnız 1996 yılında, beş yaşından küçük 400,000 den fazla çocuga bulaşmış olup çoğu hastalığı doğum esnasında veya anne sütüyle beslenirken almışlardır Her yıl 1 milyondan fazla çocuğun seks endüstrisine itildiği de gözönüne alınacak o!ursa HIV/AIDS tehlikesinin giderek artmakta olduğu ortaya çıkar. Bazı ülkelerde, Özellikle Afrika ve Asyada. bu hastalık öylesine hızla yayılmaktadır ki bu akşam bizler uykuya yatmadan önce, yaklaşık 1000 çocuğa daha hastalık bulaşmış olacaktır. Sağlık konusunda söz. sahibi olan kişiler, gelişmekte olan ülkelerdeki hastalıkların kontrolundaki ilerlemeler nedeniyle çocukların ömrü tam uzatılmışken kontrolden çıkan HİV/AİDS yüzünden işlerin tersine döneceğinden ve çocuk ölüm oranlarının eskisi gibi artacağından korkmaktadırlar Çocuklar kendileri HİV/AİDS hastası olmasalar bile gene de hastalıktan zarar görmektedirler. Ülkemizde, doğal olarak. çocukların anne babasından en az birinin yanlarında bulunarak onları sevip destekleyeceklerini ve okula göndereceklerini düşünürüz. Gerçekte ise bazı ülkelerdeki çocuklar anababaları AİDS'den öldüğü veya ölmek üzere olduğundan, okula gidememekte ve hem kendilerine hem de ailelerine bakmak zorunda kalmaktadırlar. Bazı Afrika toplumlarında hayatta kalanlar ancak yaşlılar ve çocuklardır. Orta kuşaklar silinip gitmiştir. Öte yandan konuyla ilgili iyi haberler de bulunmaktadır. Hastalığın tedavisinde gelişmeler olmuştur. HİV/AIDS hastalarına daha nitelikli bir yaşam sağlayan veya ömürlerini uzatabilen 12 tür yeni ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçlar HİV/AİDS hastalığının günün birinde şeker hastalığı gibi, kontrol edilebilir bir hastalık olması için yeni bir umuttur. Henüz hastalığın tedavisi yoktur ve ilaçlar herkese yaramaz. Bazı vakalarda ilaçlar ya yararlı olmamakta ya da bir sürü yan etkiye neden olmaktadır. Şimdilik hastalığa karşı en etkin silah korunmadır. Korunma gençler de dahil herkese, bilgi vermektir Bazı anababalar, çocuğa HIV'AİDS'den nasıl korunacağını öğretmeme gcrek yok. O uyuşturucu kullanmanın veya evlilik dışında cinsel ilişkide bulunmanın tehlikelerini zaten biliyor" veya çocuğa kondomdan söz edersem onu cinsel ilişkiye özendirmiş olurum" gibi bir yaklaşım içindedirler. Oysa, gençlerden bilgiyi esirgemek. onları maceraya özendirmek değil korunmayı önleyecek bilgileri onlardan esirgemek demektir. HİV/AİDS her toplumdan ve her kültürden olan kişileri etkileyen bir sorundur ve gençlere bu konuda bigi vermek anababaya kalmıştır. Yeni ilaçlarla birlikte HIV/AIDS den korunmasını bilen genç nesiller yetiştirirsek geleceğe umutla bakabiliriz. AKDENİZ ANEMİSİ Talassemi Major veya Akdeniz Anemisi hakkında bilgi sahibi olmak iki nedenle önemlidir: kalıtımsal hastalıkların tehlikelerini bilmek, ikincisi ise kan bağışı yapmanın önemini anlamak. Akdeniz anemisi hastaları kan bağışı yoluyla normal bir yaşam sürebilirler. Hastalara her dört beş haftada bir hastanede kan nakli yapılır. Her kan nakli için 400 ml kana ihtiyaç olduğuna göre Kan Bankasının kan stoklarının önemli bir kısmını Akdeniz anemisi hastaları tüketmektedir. Belirtileri Nelerdir ? Akdeniz anemisi dünyada kalıtım yoluyla geçen kan hastalıklarının en yaygın olanıdır. Düzenli kan nakli yapılmazsa hastalar ölebilirler. Hastalık, ataları Akdeniz, Ortadoğu, Afrika, Asya ve bazı Pasifik Adaları halklarından gelen kişiler arasında çok yaygın olmakla birlikte yüzlerce yıldır süregelen göçler ve toplumlararası evlilikler nedeniyle artık diğer toplumlarda da görülmektedir. Bu nedenle çocuk yapmak isteyen çiftlerin Akdeniz anemisinin etkileri bakımından kan tahlili yaptırarak kendilerinde bu hastalığa ait genlerin olup olmadığını belirlemeleri önemlidir. Özellikle aileleri aslen yukarıda sayılan ülkelerden gelen kişiler için kan tahlili çok önemlidir. Korunma Yolları Var Mıdır ? Hastalığın kuşaktan kuşağa nasıl geçtiğini anlamak için Akdeniz anemisinin iki türü olduğunu bilmek gerekir. Aneminin en yaygın türü Küçük Akdeniz anemisidir (Talassemi minor). Bu hastalığın genlerini kanlarında taşıyarak doğan kadın ve erkeklerin genel olarak sağlıkları yerindedir ve tedaviye gereksinimleri yoktur. Ancak aynı durumda olan bir kadınla bir erkeğin birleşmesinden doğacak olan her dört çocuktan birinde hastalığın daha ciddi türü olan Büyük Akdeniz anemisi (Talassemi major) görülebilir. Büyük Akdeniz anemisi doğuştan belirli değildir ama çocukta bir kaç yıl içinde ciddi kansızlık gelişir. Kan, hayatta kalabilmesi için vücuda gerekli olan oksijen taşımak gibi en önemli işlevini yapamamaktadır. Hastalık kan nakli yoluyla tedavi edilebildiği için artık ölümcül değildir ve büyük Akdeniz anemisi hastaları normal yaşam sürelerinin sonuna kadar yaşayabilirler. Ancak düzenli kan nakli yaptırmak da sorun yaratmakta ve önemli organlardan olan kalp ve karaciğerde tahribat yapacak oranda demir birikmektedir. Zararlı orandaki demirin özel bir ilaçla vücuttan atılabilmesi için hastalar her hafta beş altı gece bir pompaya bağlanırlar. Hastalar ... Demirin vücuttan atılabilmesi için takılan bu pompa bir Walkman'den biraz daha büyükçedir. Pompanın iğnesi derinin altına sokulur.Bunun dışında hastalar herkes gibi normal bir yaşam sürerler. Ancak kişinin hem hasta olup hem de tam gün bir işte çalışması zordur; çünkü hastanelere gitmek için devamlı izin almak gerekir. Ayrıca, büyük Akdeniz anemisi halsizlik ve yorgunluğa neden olabilir. Bazı kişilerde bu hastalık sonucu kalp, böbrek, karaciğer ve şeker hastalıkları da meydana gelebilir. Yaşamak için devamlı mücadele etmek gerekmektedir. Bazı kişilerde duygusal sorunlar da olabilir. Büyük Akdeniz anemisi hastalarına yardım etmek için kan verilebilir. Bazen kan nakli için hastaların Kan Bankasında kan olmadığı için günlerce beklemesi gerekmektedir. Ne Yapılabilir ? Özellikle aileniz risk altındaysa gebe kalmadan önce mutlaka doktora giderek kan tahlili yaptırınız. ALKOL VE UYUŞTURUCU SORUNU Aile bireylerinin birbirine sevgi gösterebilmesi, akıl verebilmesi ve dayanışma halinde olması kişinin sorunları olduğu güç günleri atlatmasında yararlı olur. Ancak ailede bazen öyle sorunlar olabilir ki en sevecen ve maddi manevi kaynakları en bol olan ailenin bile dışarıdan yardıma gereksinimi olur. İşte, alkol ve uyuşturucu sorunları böyledir. Alkol ve Uyuşturucu Herkesi , Her Aileyi Etkileyebilir. Bazı kişiler bu tür sorunların ancak belirli bazı ailelerde olduğunu sanırlar Oysa alkol ve uyuşturucu sorunu her türlü kökenden veya dinden gelen aile bireylerini etkileyebilmektedir. Bir Anne , Bir Oğul , Bir Aile... Örneğin 48 yaşındaki bir öğretmen her gün sabah erkenden kalkarak 22 yaşındaki oğlunun kaldığı pansiyona gider, oğlunu uyandırır ve işe götürür. Öğretmen oğluna gitmezse yoğun bir biçimde esrar tiryakisi olan oğlu vaktinde kalkıp işine yetişemeyeceği için işini kaybedecektir. Bu işi haftanın beş günü yapmakta olan anne bazen oğlunu uyandırmakta güçlük çeker ve bu kez kendisi işine geç kalır. Ayrıca bu durumu eşinden gizlemek zorundadır; çünkü eşi kendisinin ne yaptığını duyarsa kıyamet kopacaktır. Zaten eşi oğlunun uyuşturucu sorunundan kendisini sorumlu tutmaktadır. " Zamanında oğlan daha küçükken onu sıkı tutsaydın bugün bu hale gelmeyecekti " deyip durmaktadır. Sonunda Öğretmen bulunduğu bölgede sağlık merkezindeki bir alkol ve uyuşturucu danışmanıyla görüşür. Hayatında ilk kez sorunun kendisini nasıl etkilediğini birisine anlatabildiği için oldukça rahatlamıştır. Danışman oğluna yardım etmek için başvurabileceği başka yöntemlerden de söz eder. Danışmanlık Hizmeti. Bazı kimseler kişisel sorunları bir danışmanla paylaşmayı tuhaf karşılar. Ailenin sorunlarını bir yabancıyla konuşarak nasıl çare bulunabilir ki ? Oysa, burada olduğu gibi, sorunu aile dışından bir kişiye anlatmak duruma daha değişik bir açıdan bakabilmek ve sorunlara o güne kadar denenmemiş çözümler bulmak bakımından yararlı olabilir. Alkol ve Uyuşturucu Bağımlılığı da Bir Sağlık Sorunudur. Bazen de kişiler özellikle alkol ve yasaklanmış uyuşturucularla ilgili sorunları aile dışından bir kişiye söylemekten çok utanç duyarlar. Ancak, alkol, sakinleştirici ilaçlar, eroin veya diğer uyuşturucu ve keyif verici maddelerle ilgili sorunları örtbas etmeye çalışmak bu maddelerin kullanımının uzayıp gitmesine neden olmakta ve sonuçta sorunlar gerek aile gerekse madde bağımlısı kişi için daha da ciddi bir hale gelmektedir. Uyuşturucu ve keyif verici maddeler ve alkol alışkanlığı birer sağlık sorunudur ve diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi sağlık görevlilerinden yardım istemeyi gerektirir. Sorunlarınız Yalnız Siz ve Sağlık Görevlileri Arasında Paylaşılacaktır. Sorunlarınızı anlattığınız danışmanlar veya sağlık görevlileri olayla ilgili diğer sağlık görevlileri dışında hiç bir kimseye bu konuda bilgi vermezler. Görevlilerin diğer aile bireyleri de içinde olmak üzere üçüncü kişilere bilgi vermeleri söz konusu değildir. Uyuşturucu ve keyif verici maddeler ve alkol servisleri de kişiler için bilgi danışmanlık, tedavi veya diğer servislere havale gibi alanlarda yardımcı olurlar. ALKOL Alkol kullanan çoğu kişi sağlığını tehlikeye atmamakla birlikte dengeli içtiğini zanneden birçokları da hem kendilerine hem de başkalarına zarar vermektedirler. Alkol ve sağlık üzerine sorulan bazı soruların yanıtları aşağıda verilmiştir: Alkol Sağlık İçin Yararlı Mıdır ? Bazı tıbbi araştırmalar "az miktarda" içilen alkolün kalp ve dolaşım sistemi için yararlı olduğunu söylemektedir. Bunda gerçek payı bulunabilir ama haftada birkaç kez demektir; her gün "az miktarda" içki içmek değildir. Tehlike Sınırını Aşmadan İçki İçmek Nedir ? Bu, erkekler için günde dört kadınlar için ise günde iki standart içkiden fazla içki içmemek demektir. Haftanın en az iki günü de hiç alkol alınmamalıdır. "Bir Standart İçki" Ne Demektir ? Bir "standart' içkinin ne olduğunu bilirseniz içtiğiniz içkinin miktarını belirleyebilirsiniz. Genel bir kural olarak bir şişe şarap yedi standart içkiye eşit olmaktadır. Bir birada ise bir buçuk standart içki bulunmaktadır. Bir standart içkinin içinde 10 gram alkol bulunmaktadır Bu da beş adet 285 ml'lik süper hafif biraya ( içindeki alkol miktarı .09'dur); iki adet 285 ml'lik hafif biraya (alkol miktarı yüzde iki veya üçtür) veya bir adet normal biraya (alkol miktarı yüzde dört veya beştir) veya 100 ml'lik bir kadeh şaraba veya 60 mililitrelik bir kadeh alkolle takviye edilmiş şaraba veya 30 ml lik bir kadeh sert alkollü içkiye eşiair. Evde kendiniz yaptığınız içkilerin dışarıdan aldığınız alkollü içkilerden daha kuvvetli olabileceğini unutmayın. Hafta İçinde Çok Az Fakat Hafta Sonunda Epeyce İçki İçilebilir Mi ? Hayır. Hafta içinde içmediğiniz içkileri hafta sonuna saklayıp dozunu kaçırmak arasıra bile olsa zararlıdır. Arkadaşlarla Birlikteyken İçkiyi Sınırlamak Zor Oluyorsa Ne Yapabilirsiniz? Alkollü bir içki içmeden önce alkolsüz bir içkiyi keyifle için. Bu susuzluğunuzu giderecek ve ilk içkinizi çabucak mideye indirmenizi engelleyecektir. Alkollü içki içerken arada bir de alkolsüz bir şey için. Bira içiyorsanız hafif birayı tercih edin. Bir davete gittiğiniz zaman ne kadar içeceğinize önceden karar verin. Bir yandan da ertesi gün fazla içki içmediğiniz için kendinizi ne kadar iyi hissedeceğinizi düşünün. Karşılıklı içki "ikramından" kaçınmaya çalışın. Başkalarının sizi içki içmeye zorlamasına engel olun ve siz de arkadaşlarınızı daha fazla içmeye zorlamayın. İçki içmeden önce mutlaka birşeyler yiyin. İçki içerken de birşeyler yiyin. Alkol mideniz doluyken daha geç kana karışır. Sandığınızın Aksine Pek Çok Şey Kandaki Alkol Miktarını Azaltamaz. Alkol içtikten sonra koyu kahve içmek, soğuk duş yapmak veya açık havaya çıkmak; kişiyi ayıltmaz. Bunların hiçbiri kandaki alkol miktarını azaltamaz. Alkol, Hangi Sağlık Sorunlarına Neden Olur ? Aşırı içki içmek karaciğerde ciddi tahribat yapar, cinsel sorunlara neden olur, tansiyonu yükseltir, beyinde tahribat yapar ve şişmanlamaya neden olur. Alkol bazı kanser hastalıklarına da katkıda bulunmaktadır. Alkol bazı trafik kazalarına, iş kazalarına, denizde tekne kazalarına ve boğulma vakalarına da neden olmaktadır. Alkol ev içinde de olmak üzere, şiddet olaylarına ve sürücü ehliyetinizi kaybetmenize neden olabilir. Gebe Kadınlar Neden Alkol Kullanmamalıdırlar ? Doktorlar gebelikte emniyetle alınabilecek alkol miktarının ne olduğunu bilmemektedirler. Bu nedenle gebe kadınların veya çocuk yapmayı düşünen kadınların hiçbir zaman alkol almamaları tavsiye edilmektedir. ALZHEİMER HASTALIĞI 1986 yılında ABD Eski Başkanı Ronald Reagan ; politikayla ilgili sorulara "hatırlamıyorum " "anımsayamıyorum" şeklinde yanıtlar vermekteydi. 8 yıl sonra ; 1994 yılında Başkan Reagan'ın Alzheimer Hastası olduğu açıklandı. Ne Bilmeli ? Alzheimer Hastalığı , yaşlanmanın normal bir sonucu değildir. Alzheimer Hastalığı olan kişilerde ; dil, düşünce ve hafıza fonksiyonlarında zorlanmalar ve bu fonksiyonlarda eksiklik gözlenir. Hastalık daha da ilerlediğinde kişinin bütün yaşamına etki etmeye başlar. Banyo yapmak , tuvaleti kullanmak, yemek yemek gibi tüm hareketlerinde kişiye yardımcı olunması gerekir. Gün geçtikçe kişinin ailesi, yakınları ve arkadaşları bu durumdan etkilenmeye başlar. Alzheimer Hastalığı geriye dönüşü ve tedavisi olmayan bir hastalıktır. ABD'de tüm halkın %5 'i Alzheimer Hastası'dır. Bu, ABD de 4 milyon Alzheimer Hastası var anlamına gelmektedir. Bu sayıya hastaların ailesi ve yakınları da dahil edilirse milyonlarca insan bu hastalıktan etkilenmektedir. Yapılan hesaplara göre 2050 yılında ABD'de 14 milyon kişi Alzheimer Hastası olacaktır. Her yıl ABD'de 100bin kişi Alzheimer Hastalığı'ndan ölmektedir. 65 yaş üzerindeki kişilerin %5-10'u Alzheimer Hastası'dır. 85 yaş üzerinde bu oran %50 lere kadar çıkabilmektedir. Alzheimer Hastalığı adını Alman Doktor Alois Alzheimer'dan alır. 1906'da Dr.Alzheimer bunama sonrası ölen bir kadın hastasının beyin dokusundaki değişiklikleri tespit etmiştir. Dr.Alzheimer , ölen hastasının beyninde bir takım yığınlar ( bugün bunlar : senil veya nöron plağı olarak adlandırılır.) ve sinir lif demetlerinde yumaklar ( Nörofibriler yumaklar) gözlemiştir. Bugün bu plak ve yumakların Alzheimer hastalığının nedenleri olduğu düşünülüyor. Bilim adamları Alzheimer Hastalığı'ndan ölen kişilerin beyinlerinde bunların dışında da bazı değişiklikler belirlemiştir. Hafıza ve diğer zihinsel fonksiyonlara ait beyin bölgelerinde sinir hücrelerinde kayıp olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda milyarlarca sinir hücresi arasında karmaşık mesajları taşıyan kimyasal maddelerin de bu hastaların beyinlerinde düzeylerinin azaldığı bulunmuştur. Böylece Alzheimer Hastaları'nda sinir hücreleri arasında bu mesajlar engellenerek normal düşünme ve hafıza yeteneği bozulabilmektedir. Alzheimer Hastalarında ;Meynert çekirdeği olarak adlandırılan beyin bölgesinde ; nöronal degenerasyon (sinir hücrelerinin haraplanması ) vardır. Sinirler arası iletilerde rol alan kimyasal madde (nörotransmitter ) Asetilkolin'in beyindeki düzeyleri azalmıştır. Nörofibriler Yumaklar ;Nörofibriler yumak yapının oluşumu net bir durum değildir. Nörofibriler yumak, nöron yapının içinde yer alır. Yumak ve nöronların yapısı bozulur. Nörofibriler yumak oluşumunun nasıl olduğu ve beyne nasıl etki yaptığı halen bilinmemektedir. Nöron Plakları ; Plaklar nöronun dışında yer alır. Beta amiloid olarak adlandırılan bir protein yapıdır. Diğer proteinler de plak oluşumunda rol alır. Amiloid, beyinde normalde bulunan bir proteindir. Yaşlanmayla beraber Beta amiloid formu beyinde birikir ve plak gelişimine yol açar. Belirtileri Nelerdir ? Alzheimer Hastalığı , yavaş başlar. İlk belirtisi çok ciddiye alınmayan unutkanlık olabilmektedir. Alzheimer Hastaları yakın zamanda yaşadıkları olayları , eşya ve kişilerin isimlerini hatırlayamayabilirler. Basit matematiksel işlemleri yapmakta zorlanabilirler. Bu iki durumda çok ciddiye alınmayacak düzeyde yaşansa da hastalığın başlangıcı için önemli bir işaret olabilir. Belirtileri olan Alzheimer Hastasına ve aile üyelerine gerekli tıbbi yardımı sağlayabilmek çok da kolay değildir. Alzheimer Hastalığı olan kişiler saç taramak veya diş fırçalamak gibi basit işleri yaparken bile fırçaları saçlarında veya ağızlarında unutabilirler. Problem çözme ,düşünme , anlama, okuma, yazma gibi fonksiyonları daha fazla kaybedebilirler. Bunların sonucunda Alzheimer Hastaları kaygılı , sinirli ve saldırgan olabilirler. Evlerinden uzaklara gidebilirler. Sonuçta bu kişiler toplumsal bakıma ihtiyaç duyarlar. Sağlık kuruluşlarında doktorlar , %90 oranda bu hastalığı zamanında ve doğru olarak teşhis edebilirler. Mikroskop altına beyin dokusuna bakıldığında Alzheimer Hastasının beyninde oluşan değişiklikler saptanabilir. Ancak bu , kişi öldükten sonra yapılacak otopsi sonucunda mümkündür. Canlı bir insana beyinden parça alınarak inceleme yapılamaz. Bu ,çok tehlikeli bir uygulamadır. Doktorlar, hastanın belirtileri ve yapacakları muayene ve tetkikler ile kişinin Alzheimer Hastası olabileceğini söyler. Alzheimer Hastası olabilir demek ; o kişinin bu hastalığa ait belirtileri taşıdığı anlamına gelir. Tam Sağlık Öyküsü Doktor , kişinin genel sağlığı ve geçmişte yaşadığı sağlık problemlerini sorar . Hasta , günlük yaşamında kendisini etkileyen sağlık problemleri hakkında bilgi verir. Doktor , daha çok bilgi alabilmek için kişinin ailesi veya arkadaşları ile de görüşmek isteyebilir . Temel Tıbbi Laboratuar Testleri Kan ve idrar tahlilleri , olabilecek diğer hastalıkları da araştırmada doktora yardımcı olacaktır. Bazı durumlarda alınacak az miktarda spinal sıvının test edilmesi de gerekebilir. Bütün bunların sonucunda doctorun tanı koyması kolaylaşacaktır. Nörofizyolojik Testler Bunlar , hafıza , problem çözme , dikkat , sayma ve dil testleridir . Bu testler doktorun koyacağı tanıyı özgülleştirebilecektir. Beyin Taraması Doktor Beyin Taraması da denebilecek bu özel test ile beyne ait görüntüleri inceleyecektir. Beyin Tarama Testleri içinde Bilgisayarlı Beyin Tomografisi , Manyetik Rezonans Görüntülemesi ve Pozitron Emisyon Tomografisi yer alır. Doktor , yapılan beyin tarama sonuçlarına göre bir tanı için net şeyler söyleyebilecektir. Hastanın sağlık öyküsü ve test sonuçlarından alınan bilgilerle doktor , kişide olan belirtilerin olabilecek diğer nedenlerini tanıdan çıkarmış olur . Bu belirtileri yapabilecek diğer nedenler arasında ; Tiroid Bezi problemleri , Depresyon , Beyin Tümörleri, İlaçlar ve Beyin Damar Hastalıkları olabilir . Bu hastalıklar da Alzheimer Hastalığına benzer belirtiler oluşturabilmektedir. Tedavi Alzheimer Hastalığı , ağır zihinsel zarar ile biten ve hafıza problemleri ile yavaş başlangıçlı bir hastalıktır . Hastalığın gelişim hızı kişiler arasında farklılıklar da gösterebilmektedir. Bazı kişiler 5 yıl gibi bir süre hastalığa sahip olabilirken , bazı kişilerde bu, 20 yıl gibi bir süre olabilmektedir. Alzheimer Hastalığı tedavisinde kullanılan iki ilaç mevcuttur : Tacrin ve Donezepil olarak isimlendirilen bu ilaçlar Kolinesteraz enzimini inhibe eder. Kolinesteraz enzimi; Asetilkolinin yıkımında anahtar rol oynar.Böylece asetilkolinin yıkımı engellenerek beyindeki asetilkolin miktarının yükselmesi sağlanır. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; bu iki ilaçta tedavi edici özellikte değildir. Yalnızca Alzheimer hastalığı'nın, hastada oluşturduğu belirtileri azaltır. Tacrin karaciğere de etki edebilen bir ilaçtır. Bunun bir benzeri Rivastigmin adlı madde ise yalnızca beyinde etki gösterebilmektedir. E Vitamini ve Asetilsalisilik asit de tedavi amaçlı kullanılmaktadır. E vitamini sinir hücrelerinin zarlarının hasar görmesini engellemektedir. Araştırmalarda Alzheimer Hastalarına, E vitamininin bazı beyin fonksiyonları için faydalı olabildiği gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda Gingko Glikozidlerinin de hastalara yardımcı olduğu belirlenmiştir. ABD'de ayrıca cerrahi tedavi denenmiştir. Burada karın zarının (omentum) bir parçası beyinde kullanılmış ve sonuçta kısa süreli bellekte düzelme sağlandığı rapor edilmiştir. Bugünkü tıbbi bilgilerle Alzheimer Hastalığını hiç bir tedavi durduramaz . Alzheimer Hastalığı olan kişiler , sürekli doktor kontrolünde olmalıdır. Doktor , hastalık sırasında ilerleyebilecek belirtileri ve birlikte olabilecek diğer hastalıkları kontrol edecektir. Doktor ve diğer sağlık çalışanları , hasta ve ailelerine yardım ve destekte bulunabilmektedir. Sıklıkla diğer aile üyelerinin Alzheimer Hastasına daha çok yardımcı olmaları gereği ortaya çıkar.Hastalık kötüye doğru gittikçe hastanın yardım ve sağlık bakım ihtiyacı da artar. Hastaya bakan kişiler yönünden bu, fiziksel ve ruhsal yönden çok yorucu olmakla beraber ailenin yaşantısı , işleri ve ekonomik durumuna da etkiler yapar. Alzheimer Hastalığı ile ilgili kuruluşlar , hasta ve yakınlarına eğitim programları sağlamakla beraber hasta bakımını üstlenmiş kişilere ve ailelere destek verir. Riskler Alzheimer Hastalığı için risk faktörleri ; ileri yaş ve aile sağlık öyküsünde Alzheimer Hastalığı'nın olmasıdır. Bunun dışında , ciddi kafa yaralanmaları ve düşük eğitim düzeyi de Alzheimer Hastalığı için risk faktörleri arasındadır. Diğer faktörler ile ilgili araştırmalar devam etmektedir. Bunlardan bazıları : Genetik Faktörler Yapılan araştırmalar hastalığın yarısından fazlasında genetik faktörlerin rolü olabileceğini göstermektedir. Örneğin , apolipoprotein E ( Apo E ) olarak adlandırılan protein önemlidir, kanda kolesterolün taşıdığı ApoE her insanda olan bir proteindir . Apo E'nin beyindeki görevi tam olarak bilinmemektedir. ApoE geninin , farklı formları vardır. Bunlardan birisi kişiyi Alzheimer Hastalığına karşı korurken bir diğeri kişiyi Alzheimer Hastalığına yatkın hale getirmektedir. Ancak ApoE geni ile ilgili araştırmalar devam etmektedir. Çevresel Etkenler Bilim adamları , Alzheimer Hastalığı olan kişilerin beyin dokusunda alüminyum , çinko ve diğer bazı ****llari buldu. Alzheimer Hastalığı ile bu maddelerin bağlantısı olup olmadığı ile ilgili araştırmalar da devam etmektedir. Virüsler Bazı araştırmalarda ise Alzheimer Hastalığı ile virüslerin arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmaktadır. Bunların hiçbirisi tek başına hastalığa sebep olarak gösterilemez. Yani yalnızca genetik etkenler Alzheimer Hastalığı'nın nedeni olarak gösterilemez. Sıklıkla bir kaç etkenin birlikteliğinden kaynaklanarak hastalık gelişmektedir. Ayrıca her hasta için farklı olabilen etkenler de söz konusu olabilir. Ayrıca Alzheimer Hastalığı ile ilgili tanı koymak için yapılabilecek testlerle ilgili araştırmalar da vardır. Eğer hatalığın çıkış zamanı geciktirilebilirse hastalığa yakalanan kişilerin sayısı da azaltılabilecektir. Alzheimer Hastalığı'nın geciktirilmesi kişinin yaşam kalitesini geliştirir aynı zamanda sağlık harcamalarını da azaltır. Diğer bazı araştırmalar da hastaya ve hastanın bakımını sağlayan kişilere kolaylıklar sağlama ve hastanın yaşam kalitesini yükseltebilmeye yönelik olarak yapılmaktadır. Bu araştırmalarda hastada ortaya çıkan problemli bir takım davranışların , uykusuzluğun düzeltilebilmesi amaçlanmaktadır. Önleme Yolları Beyninizi Yaşlanmanın Etkilerinden Nasıl Korursunuz ? Yaşlanma ile birlikte beyinde plak ve yumaklar meydana gelmektedir. Beynin çalışmasını bir spor ekibinin mücadelesine benzetirsek; eğer bir oyuncu yaralanır veya oyun dışında kalırsa ekibin iyi performans gösterebilmesini diğer oyuncuların performansları etkileyecektir. Bunun gibi beynin yaşlanmayla beraber kaybettiği sinir hücrelerinin olumsuz etkileri ancak, diğer hücrelerin sağlıklı olmasıyla mümkündür. Bu da fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmakla sağlanabilir. İnsanların isimlerini hatırlayarak , bulmacalar çözerek , matematik işlemleri yaparak , çok okuyarak ve yeni kelimeler öğrenerek ; Beyin hücrelerinin çalışmasını geliştirebilirsiniz |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|