Sağlık Sağlık Adına Herşey Burada

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17-10-06, 16:53   #1 (permalink)
| YARGISIZ İNFAZ |
 
WeBAnıL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 1.104
Tecrübe Puanı: 0
WeBAnıL is a splendid one to beholdWeBAnıL is a splendid one to beholdWeBAnıL is a splendid one to beholdWeBAnıL is a splendid one to beholdWeBAnıL is a splendid one to beholdWeBAnıL is a splendid one to behold
Sağlık Bilgileri

Sağlık Bilgileri

ABLATIO PLASENTA

Ne Bilmeli ?

Ablasyo plasenta için bilmeniz gereken ; Plasenta ( eş ) , anne
rahminde gelişen bebek ile anneyi birleştiren dokudur. Bebeğe; oksijen ve
yiyecek sağlar ve karbondioksit ile artık maddelerin atılımını
gerçekleştirir. Normal olarak , bebeğin doğumuna kadar , anne rahminin bir
yerine yerleşmiş şekildedir. Ablasyo plasenta ( abruptio plasenta = plasental
ayrılma ) , plasentanın zamanından önce anne rahminden ayrılmaya
başlamasıdır. Bu durum ; gebeliğin 20. haftası (5.ay) ile normal doğum zamanı
arasında herhangi bir dönemde olabilir. Plasenta uterustan tamamen veya bir
parça ayrılmış olabilir. Ablasyo plasenta, hem anne hem de bebek için tehlikeli
olabilir. Anne çok kan kaybedebilir ve bebek de oksijen ve besin maddelerinin
yetersizliği nedeniyle ölebilir. Nedeni bilinmemektedir. Fakat yüksek kan
basıncı, kalp hastalığı, ve eklem iltihabı gibi durumlarda daha çok
olmaktadır. Trafik kazası veya düşme gibi oluşabilecek herhangi bir travma
plasental ayrılmayı başlatabilir.

Belirtileri Nelerdir ?

Belirti olarak vajinal kanama ve karın veya sırt ağrısı olur. Doğum
sırasında olduğu gibi karında sıkışma ve gevşemelerle veya tamamen sıkışma
şeklinde rahim kasılmaları gelişir.

Tedavi

Ultrasonografi yapılması gereklidir. Ultrasonografi ; ses
dalgalarıyla bebeğin TV ekranında görüntüsünü oluşturacak olan ağrısız bir
uygulamadır.Eğer doğum için hazır değilseniz rahimde oluşan bu kasılmaları
durdurmak için ilaç kullanılması gerekli olabilir. Eğer rahimde oluşan plasental
ayrılma küçükse; yatak istirahati yapılması yeterli olabilir. Eğer ayrılma
büyükse bir kaç hafta hastanede yatmanız gerekebilir ve doğumunuz erken
olabilir.


Riskler

Eğer kanama çok fazla ise bebeğiniz veya sizin için öldürücü bir risk
söz konusu olabilir. Fakat tedavi uygulanmasıyla ölüm tehlikesi riski azdır.



Ne Yapmalı ?

1.Kanamanın azalması için kesin yatak istirahati çok önemlidir.
Yalnızca tuvalet veya duş almak için yataktan kalkabilirsiniz. Diğer ufak tefek
ev işlerini yapamazsınız, yemek pişiremezsiniz, merdiven çıkamazsınız ve
çocuklarınız da dahil ağır şeyler kaldıramazsınız. 2.Kesin yatak istirahati
sıkıcı ve streslidir. Kitap, gazete, dergi okuma, yazı yazma, TV izleme, müzik
dinleme, arkadaşlarınız veya diğer aile üyeleriyle beraber olmak sizin vakit
geçirmenize yardımcı olabilir. Sürekli dinlenmenizin; kendi güvenliğiniz ve
bebeğinizin sağlığı için gerekli olduğunu unutmamalısınız. 3. Doktorunuz
onaylayana dek cinsel ilişkide bulunmamalısınız. 4. Meyve, sebze, ekmek, süt
ürünleri ve et/balık gibi sağlıklı yiyecekleri yemelisiniz. Sağlıklı bir diyet,
doğum yapmanız ve vücudunuzu zinde tutmanız için çok önemlidir. 5. Doktorunuzun
önerdiği veya verdiği ilaçlar dışında hiç bir ilaç kullanmayın.Eğer iyi olmanıza
yardımcı olmadığını düşünüyorsanız doktorunuza danışın.Doktorunuzdan habersiz
ilaçlarınızı kesmeyin.

ŞU DURUMLARDA DOKTORUNUZU ARAYIN !!

Rahim kasılmalarınız olursa Bebeğinizde alıştığınızdan daha az hareket olduğunu
hissederseniz

ŞU DURUMLARDA ACİL YARDIM İSTEYİN !!

Vajinal kanamanız olursa Karın ağrınız olursa Baygınlık veya takatsizlik
hissederseniz.



Hastaneye Yatarsanız...

Hastanede kaldığınız sürede karşılaşabileceğiniz uygulama ve araçlar
;

Hayati işaretleri tespit eden ;

sıcaklığınız, kan basıncınız , nabzınız ( kalp atışlarının sayılması) ve
solunumunuz (nefes alıp verişlerinizin sayılması) izlenir.

Steteskop ; kalp ve akciğerlerinizi dinlemek için kullanılan bir alettir.

Kan basıncınız ; kolunuzun etrafını saran bir kolluk ile ölçülür.

Sinyal Oksimetre'ye bağlanabilirsiniz. Bu cihaz , kulağınıza , parmağınıza
yerleştirilir veya ayak ucuna dokundurulur . Kanınızdaki oksijeni ölçer .

Kan tahlilleri; Çeşitli testler için kan örneği vermeniz gerekebilir. Kan örneği
eliniz veya kolunuzdaki bir toplardamara girilerek alınabilir.

İV ( İntravenöz ) İlaç veya sıvı vermek için toplardamarınıza bir tüp
yerleştirilir. Ona bağlanacak olan setlerle tedavi daha iyi sağlanabilir.

Aktivite

Dinlenmek, rahminizdeki kasılmaların durması ve kanamanızın durması için
gereklidir. Kanamanız durana kadar yatağınızın çevresindeki dolapları
kullanabilirsiniz. Yataktan kalkmanızın uygun olduğu zamanı doktorunuz size
söyleyecektir.

Kan Transfüzyonu = Kan Verilmesi

Eğer çok kan kaybettiyseniz veya aneminizin ( kırmızı kan hücrelerinin eksikliği
) durumuna göre kan nakli yapılması gerekebilir. Her ne kadar , kan nakli ile
AIDS veya Hepatit için kaygılansanız da , böyle bir şeyin olma ihtimali ,
milyonda birdir. Kan kaybının sizin için oluşturduğu riskler, naklin getireceği
zararlar yanında, çok daha fazladır.

Karın Ultrasoundu

Doktorunuz , muhtemelen bu ağrısız cihaz ile rahiminizi inceleyecektir.

Bebek Kalp Seslerinin Monitorizasyonu (Fetal Monitorizasyon)

Karnınızın etrafına ; küçük ****l bir diski olan gevşek bağlı bir kemer
yerleştirilir. ****l disk ; bebeğin kalp atışlarının sinyallerinin ekrana
yansımasını sağlar

Pelvik Muayene ( İç muayene = Vajinal muayene )

Muayeneyle doktorunuz , vajinanız içine ısıtılmış spekulumu koyarak başlar . Bu
alet , vajinayı açar bu sayede doktorunuz , rahminizin çıkışını görebilir
. Eldivenli elleriyle doktorunuz , rahminiz ve yumurtalıklarınızın büyüklük ve
şeklini kontrol eder . Genellikle muayene sırasında odada başka bir kadın da
bulunur. Eğer , muayene sırasında odada başka bir kadın yoksa , bunu rahatlıkla
rica etmeniz mümkündür .

Vajinal kanama

Bu, daha çok , plasentanın rahimden ayrıldığının işareti olabilir . Hemen
hemşirenize haber verin.

Kontraksiyonlar (Kasılmalar)

Karnınızda sıkışma ve gevşemeler başlarsa , kasılmalarınız olursa veya
karnınızda sürekli sıkışma hissi olursa doktorunuza haber verin.

Doğum

Ayrılmış plasenta ,doğum kanalınızın bir kısmını engelliyorsa vaginal (normal)
doğum yapabilirsiniz. Fakat, plasenta doğum kanalını tamamen engellemiş haldeyse
sezaryen gereklidir. Aynı zamanda bebeğin hayatı tehlikedeyse , yine sezaryen
uygulaması gerekecektir.

İlaçlar

Antibiyotik

Bu ilaçlar , bakteriyel enfeksiyona karşı sizi korurlar/tedavi ederler. Ağız ile
veya intravenöz olarak verilirler .

Gaita Yumuşatıcılar

Kabızlığı önlemek için gaita yumuşatıcılar verilerek daha kolay bağırsak
hareketleri sağlanabilir.

Tokolitikler

Eğer , doğum çok yakın ise bu ilaçlar , kasılmaları durduracaktır . Ağız ile
veya intravenöz verilebilir .

Steroidler

Bebeğin akciğerlerine yardım etmek için bu ilaçlar verilebilir . Aynı zamanda
inflamasyonu ( kırmızılık ve şişlik ) azaltırlar.

Stress

Bu , sıkıntılı bir durumdur . Onun hakkında konuşarak , stresinizin azalmasına
yardım edebilirsiniz . Aynı zamanda derin nefes alıp verme , kas gevşemesi ,
meditasyon veya bio feedback gibi metodları denemek isteyebilirsiniz . Gerekli
öneriler için hemşirenize danışabilirsiniz.

HİV/AİDS hastaları hem hayatı tehdit edici bir hastalığa
yakalanmış olmanın hem de içinde yaşadıkları toplumun kendilerini yargılaması
nedeniyle iki büyük yük altındadırlar.

Ön Yargılar...

Felç veya kalp hastalığı gibi ciddi bir hastalık geçiren kişiler
normal olarak arkadaşlarından veya ailelerinden yardım ve destek göreceklerini
bilirler, Ancak birçok HIV/ AİDS hastası için durum her zaman böyle değildir
HİV/AİDS hastaları hasta olduklarını başkalarına söyleyemezler bile. Hastalar
ailelerine açılsalar bile soyutlanma devam eder; çünkü, aileler toplumun
kendilerini de yargılayacağından endişe duyarlar. Bu tutumun nedeni ise HİV/AİDS
hastalığı ile homoseksüelliğin veya iğneyle uyuşturucu kullanmanın eşanlamlı
tutulmasıdır. Homoseksüellik ve igneyle uyuşturucu kullanmak her toplumu
etkilediği halde bunlar konuşulması ve kabul edilmesi güç olan konulardandır.

HIV/AİDS hastası nereden gelirse gelsin hastaların toplumun anlayışına ve
desteğine gereksinimi olduğu bir gerçektir. Bütün dinlerdeki ortak inanca göre
bizim gibi insan olan herkesi korumamız gereklidir.

Kişiler HIV/AIDS'i nereden alırlarsa alsınlar görevimiz onlara moral ve yararlı
bilgiler vermektir. İlgili görevlilerle bağlantı kuran kişilerin kimlikleri
gizli tutulur. HİV/AİDS'in salt homoseksüel cinsel ilişki yoluyla değil fakat
normal kadın- erkek cinsel ilişkisi yoluyla da bulaşabileceğinin bilinmesi
önemlidir. Evli kişilerin korunmadan evlilikdışı cinsel ilişkide bulunan
eşlerinden HİV virüsünü aldığı vakalar da olmuştur.

1 Aralık Dünya AİDS Günü..

1 Aralık Dünya AİDS Günü'dür Bu günde HİV/AİDS hastalarının
yargılanmaya acıma duygusuna değil fakat desteğe gereksinim duyduklarını
hatırlamamız yerinde olur. Hastalık, her ülkeyi her din veya kültürden gelen
kişiyi etkiler ve savaşım için birlikte hareket etmek gerekir.

Paylaşılacak Sorumluluklar.

HİV/AİDS'in yayılmasını önlemek paylaşmamız gereken bir
sorumluluktur. Gerek erkekler gerekse kadınlar hastalığın nasıl önleneceğini
bilmelidirler. Çocukları da eğitmek gereklidir. Bazı anne babalar "Bizim
çocuklarımız hiçbir zaman HIV/AİDS hastalığından etkilenecek hareketlerde
bulunmayacaklar. Bilgi edinseler veya edinmeseler ne farkeder?" deseler bile
önlemler hakkında çocuklar da her türlü olasılığa karşı bilgi edinmelidirler.

HİV virüsü meni vajina salgıları ve hasta kadının sütüyle başkalarına bulaşır.
Bu nedenle her zaman cinsel ilişkide bulunduğunuz kişi dışında onun da sizden
başka kişilerle cinsel ilişkide bulunmaması gerekir. birisiyle cinsel ilişkide
bulunmak istiyorsanız mutlaka kondom kullanınız. İğneyle uyuşturucu alan
kişilerin de iğnelerini başkalarıyla paylaşmamaları gereklidir.

Çocukların Eğitilmesi

Pek çok kişi şöyle düşünmektedir; "Ergenlik çağındaki çocuklarımla
HIV'nin önlenmesi konusunda konuşmayı gerekli görmüyorum çünkü cinsel ilişkide
bulunmuyorlar ve iğne yoluyla uyuşturucu kullanmıyorlar. Böyle olunca HIV onları
nasıl etkileyebilir ?"

bu kişiler tipik birçok anne baba gibi hayatı tehdit eden AİDS hastalığının
nedeni olan HIV konusunu çocuklarıyla konuşulabilecek bir konu olarak
görmemektedir. Anne babalar HIV konusunu çocuklarıyla konuşmaktan bazen
sıkılırlar veya geleneksel değerlere saygı gösterecek biçimde terbiye
ettiklerinden çocuklarının HIV'ye yakalanmayacaklarını düşünürler.

HİV önemli bir sağlık sorunudur. Ana babanın görevi sağlıklarını korumak
konusunda çocuklarına birçok şey öğretmektir. Çocuklara yolda dikkatli.
olmalarını, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmalarını öğretirken
HIV'de içinde olmak üzere hastalıklardan korunmalarını öğretmek de gerekmez mi?
HİV için bir tedavi veya aşı bulununcaya kadar elimizde yayılmasını önlemek için
koruyucu önlemler almaktan başka bir şey olmadığına göre böyle hareket etmek
doğru olmaz mı ?

Çocuklarımıza kondom kullanmalarını öğretmekle onları cinsel ilişkiye teşvik
ediyor olmayız. Ana baba çocuklarına böylesine akla uygun tavsiyelerde
bulunurlarsa çocuklarını sorumluluk sahibi olmaya teşvik edebilirler Anne baba
olarak aşıladığımız değerlere saygı göstermeleri konusunda çocuklarımıza
güvenmeliyiz. Ama her ihtimale karşı kendilerini nasıl koruyacaklarını da onlara
öğretmemiz gereklidir.

Biz istesek de istemesek de çocuklar televizyondan ve arkadaşlarından bir sürü
şey duyarlar ve bunlar bazen doğru bilgiler olmayabilir. Çocukların doğru
bilgileri anne babalarından öğrenmeleri daha iyi olmaz mı?

Hakları ve Sorumlulukları Paylaşalım.

Dünya Sağlık Örgütü'nün 1 Aralık Dünya AİDS günü için önceki yıllarda
teması 'Hakları ve Sorumlulukları Paylaşalım"dır. Bunun anlamı şudur: HİV
hakkında bilgi edinmeye ve kendimizi nasıl koruyacağımızı ögrenmeye hakkımız
olduğu kadar bu hastalığın yayılmasını önlemek için topluma karşı sorumluluğumuz
vardır. Bunun bir yolu ise çocuklarımıza bu konu hakkında doğru bilgiler
vermektir.

HIV her toplumdan ve her dinden gelen kadın erkek herkesi etkileyebileceğinden
hastalık herkesin sorunudur. Hepimizin konuyu bilmemiz gerekir. Kendisinde HİV
bulunan kimsenin kanında, menisinde ve vajina (dölyolu) sıvılarında virüs
bulunur. Bu sıvılar virüs olan kişiden olmayana geçtiğinde hastalık da kişiden
kişiye geçer.

Bulaşma Yolları

Yalnız bir kişiyle cinsel ilişkide bulunduğunuzdan ve bu kişinin de
sizden başka kimselerle cinsel ilişkide bulunmadığından emin olduğunuz durumlar
dışında, cinsel ilişkide bulunurken prezervatif (kondom) kullanınız.

HİV kucaklaşmak, öpüşmek gibi günlük temaslardan gıdalardan veya sudan,
sivrisineklerden veya diğer ısırgan böceklerden veya kurallarına uyularak
yapılan kan nakillerinden kişiden kişiye geçmez.

AIDS'li Çocuklar ın Yaşadığı Dünya

Hastalığın çocuklar üzerindeki etkisi hakkında uyanış yaratmak için,
1 Aralık Dünya AİDS Gününün önceki yıllardan bir diğerindeki teması "AİDS'li
Çocukların Yaşadığı Dünya" olmuştur. Şükürler olsun ki ülkemizde çok az sayıda
çocuk bu hastalıktan etkilenmiş durumdadır. Hastalığın önlenmesi için gerek
karşı eşcinseller gerekse eşeşcinseller arasında kondom (prezervatif) kullanma
ve uyuşturucuları enjekte etmek için bir kez kullanıldıktan sonra atılan
iğneleri kullanma konusunda kişiler iyice eğitilmiş olmalıdır.

Öte yandan dünyanın başka ülkelerinde milyonlarca çocuğun hayatı HIV/AİDS
yüzünden ziyan olmuştur. Birleşmiş Milletler Örgütünün raporuna göre HİV/AİDS
hastası olan çocukların sayısı şimdiye kadar görülmemiş boyutları ulaşmıştır.
Hastalık yalnız 1996 yılında, beş yaşından küçük 400,000 den fazla çocuga
bulaşmış olup çoğu hastalığı doğum esnasında veya anne sütüyle beslenirken
almışlardır Her yıl 1 milyondan fazla çocuğun seks endüstrisine itildiği de
gözönüne alınacak o!ursa HIV/AIDS tehlikesinin giderek artmakta olduğu ortaya
çıkar.

Bazı ülkelerde, Özellikle Afrika ve Asyada. bu hastalık öylesine hızla
yayılmaktadır ki bu akşam bizler uykuya yatmadan önce, yaklaşık 1000 çocuğa daha
hastalık bulaşmış olacaktır. Sağlık konusunda söz. sahibi olan kişiler,
gelişmekte olan ülkelerdeki hastalıkların kontrolundaki ilerlemeler nedeniyle
çocukların ömrü tam uzatılmışken kontrolden çıkan HİV/AİDS yüzünden işlerin
tersine döneceğinden ve çocuk ölüm oranlarının eskisi gibi artacağından
korkmaktadırlar

Çocuklar kendileri HİV/AİDS hastası olmasalar bile gene de hastalıktan zarar
görmektedirler. Ülkemizde, doğal olarak. çocukların anne babasından en az
birinin yanlarında bulunarak onları sevip destekleyeceklerini ve okula
göndereceklerini düşünürüz. Gerçekte ise bazı ülkelerdeki çocuklar anababaları
AİDS'den öldüğü veya ölmek üzere olduğundan, okula
gidememekte ve hem kendilerine hem de ailelerine bakmak zorunda kalmaktadırlar.
Bazı Afrika toplumlarında hayatta kalanlar ancak yaşlılar ve çocuklardır. Orta
kuşaklar silinip gitmiştir.

Öte yandan konuyla ilgili iyi haberler de bulunmaktadır. Hastalığın tedavisinde
gelişmeler olmuştur. HİV/AIDS hastalarına daha nitelikli bir yaşam sağlayan veya
ömürlerini uzatabilen 12 tür yeni ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçlar HİV/AİDS
hastalığının günün

birinde şeker hastalığı gibi, kontrol edilebilir bir hastalık olması için yeni
bir umuttur. Henüz hastalığın tedavisi yoktur ve ilaçlar herkese yaramaz. Bazı
vakalarda ilaçlar ya yararlı olmamakta ya da bir sürü yan etkiye neden
olmaktadır.

Şimdilik hastalığa karşı en etkin silah korunmadır. Korunma gençler de dahil
herkese, bilgi vermektir Bazı anababalar, çocuğa HIV'AİDS'den nasıl korunacağını
öğretmeme gcrek yok. O uyuşturucu kullanmanın veya evlilik dışında cinsel
ilişkide bulunmanın tehlikelerini zaten biliyor" veya çocuğa kondomdan söz
edersem onu cinsel ilişkiye özendirmiş olurum" gibi bir yaklaşım içindedirler.

Oysa, gençlerden bilgiyi esirgemek. onları maceraya özendirmek değil korunmayı
önleyecek bilgileri onlardan esirgemek demektir. HİV/AİDS her toplumdan ve her
kültürden olan kişileri etkileyen bir sorundur ve gençlere bu konuda bigi vermek
anababaya kalmıştır. Yeni ilaçlarla birlikte HIV/AIDS den korunmasını bilen genç
nesiller yetiştirirsek geleceğe umutla bakabiliriz.


AKDENİZ ANEMİSİ




Talassemi Major veya Akdeniz Anemisi hakkında bilgi sahibi
olmak iki nedenle önemlidir: kalıtımsal hastalıkların tehlikelerini bilmek,
ikincisi ise kan bağışı yapmanın önemini anlamak. Akdeniz anemisi hastaları kan
bağışı yoluyla normal bir yaşam sürebilirler. Hastalara her dört beş haftada bir
hastanede kan nakli yapılır. Her kan nakli için 400 ml kana ihtiyaç olduğuna
göre Kan Bankasının kan stoklarının önemli bir kısmını Akdeniz anemisi hastaları
tüketmektedir.

Belirtileri Nelerdir ?

Akdeniz anemisi dünyada kalıtım yoluyla geçen kan hastalıklarının en
yaygın olanıdır. Düzenli kan nakli yapılmazsa hastalar ölebilirler. Hastalık,
ataları Akdeniz, Ortadoğu, Afrika, Asya ve bazı Pasifik Adaları halklarından
gelen kişiler arasında çok yaygın olmakla birlikte yüzlerce yıldır süregelen
göçler ve toplumlararası evlilikler nedeniyle artık diğer toplumlarda da
görülmektedir. Bu nedenle çocuk yapmak isteyen çiftlerin Akdeniz anemisinin
etkileri bakımından kan tahlili yaptırarak kendilerinde bu hastalığa ait
genlerin olup olmadığını belirlemeleri önemlidir. Özellikle aileleri aslen
yukarıda sayılan ülkelerden gelen kişiler için kan tahlili çok önemlidir.

Korunma Yolları Var Mıdır ?

Hastalığın kuşaktan kuşağa nasıl geçtiğini anlamak için Akdeniz
anemisinin iki türü olduğunu bilmek gerekir. Aneminin en yaygın türü Küçük
Akdeniz anemisidir (Talassemi minor). Bu hastalığın genlerini kanlarında
taşıyarak doğan kadın ve erkeklerin genel olarak sağlıkları yerindedir ve
tedaviye gereksinimleri yoktur. Ancak aynı durumda olan bir kadınla bir erkeğin
birleşmesinden doğacak olan her dört çocuktan birinde hastalığın daha ciddi türü
olan Büyük Akdeniz anemisi (Talassemi major) görülebilir.

Büyük Akdeniz anemisi doğuştan belirli değildir ama çocukta bir kaç yıl içinde
ciddi kansızlık gelişir. Kan, hayatta kalabilmesi için vücuda gerekli

olan oksijen taşımak gibi en önemli işlevini yapamamaktadır. Hastalık kan nakli
yoluyla tedavi edilebildiği için artık ölümcül değildir ve büyük Akdeniz anemisi
hastaları normal yaşam sürelerinin sonuna kadar yaşayabilirler. Ancak düzenli
kan nakli yaptırmak da sorun yaratmakta ve önemli organlardan olan kalp ve
karaciğerde tahribat yapacak oranda demir birikmektedir. Zararlı orandaki
demirin özel bir ilaçla vücuttan atılabilmesi için hastalar her hafta beş altı
gece bir pompaya bağlanırlar.

Hastalar ...

Demirin vücuttan atılabilmesi için takılan bu pompa bir Walkman'den
biraz daha büyükçedir. Pompanın iğnesi derinin altına sokulur.Bunun dışında
hastalar herkes gibi normal bir yaşam sürerler. Ancak kişinin hem hasta olup hem
de tam gün bir işte çalışması zordur; çünkü hastanelere gitmek için devamlı izin
almak gerekir. Ayrıca, büyük Akdeniz anemisi halsizlik ve yorgunluğa neden
olabilir. Bazı kişilerde bu hastalık sonucu kalp, böbrek, karaciğer ve şeker
hastalıkları da meydana gelebilir. Yaşamak için devamlı mücadele etmek
gerekmektedir. Bazı kişilerde duygusal sorunlar da olabilir. Büyük Akdeniz
anemisi hastalarına yardım etmek için kan verilebilir. Bazen kan nakli için
hastaların Kan Bankasında kan olmadığı için günlerce beklemesi gerekmektedir.


Ne Yapılabilir ?

Özellikle aileniz risk altındaysa gebe kalmadan önce mutlaka doktora
giderek kan tahlili yaptırınız.


ALKOL VE UYUŞTURUCU SORUNU

Aile bireylerinin birbirine sevgi gösterebilmesi, akıl
verebilmesi ve dayanışma halinde olması kişinin sorunları olduğu güç günleri
atlatmasında yararlı olur. Ancak ailede bazen öyle sorunlar olabilir ki en
sevecen ve maddi manevi kaynakları en bol olan ailenin bile dışarıdan yardıma
gereksinimi olur. İşte, alkol ve uyuşturucu sorunları böyledir.

Alkol ve Uyuşturucu Herkesi , Her Aileyi Etkileyebilir.

Bazı kişiler bu tür sorunların ancak belirli bazı ailelerde olduğunu
sanırlar Oysa alkol ve uyuşturucu sorunu her türlü kökenden veya dinden gelen
aile bireylerini etkileyebilmektedir.

Bir Anne , Bir Oğul , Bir Aile...

Örneğin 48 yaşındaki bir öğretmen her gün sabah erkenden kalkarak 22
yaşındaki oğlunun kaldığı pansiyona gider, oğlunu uyandırır ve işe götürür.
Öğretmen oğluna gitmezse yoğun bir biçimde esrar tiryakisi olan oğlu vaktinde
kalkıp işine yetişemeyeceği için işini kaybedecektir.

Bu işi haftanın beş günü yapmakta olan anne bazen oğlunu uyandırmakta güçlük
çeker ve bu kez kendisi işine geç kalır. Ayrıca bu durumu eşinden gizlemek
zorundadır; çünkü eşi kendisinin ne yaptığını duyarsa kıyamet kopacaktır. Zaten
eşi oğlunun uyuşturucu sorunundan kendisini sorumlu tutmaktadır. " Zamanında
oğlan daha küçükken onu sıkı tutsaydın bugün bu hale gelmeyecekti " deyip
durmaktadır.

Sonunda Öğretmen bulunduğu bölgede sağlık merkezindeki bir alkol ve uyuşturucu
danışmanıyla görüşür. Hayatında ilk kez sorunun kendisini nasıl etkilediğini
birisine anlatabildiği için oldukça rahatlamıştır. Danışman oğluna yardım etmek
için başvurabileceği başka yöntemlerden de söz eder.

Danışmanlık Hizmeti.

Bazı kimseler kişisel sorunları bir danışmanla paylaşmayı tuhaf
karşılar. Ailenin sorunlarını bir yabancıyla konuşarak nasıl çare bulunabilir ki
? Oysa, burada olduğu gibi, sorunu aile dışından bir kişiye anlatmak duruma daha
değişik bir açıdan bakabilmek ve sorunlara o güne kadar denenmemiş çözümler
bulmak bakımından yararlı olabilir.

Alkol ve Uyuşturucu Bağımlılığı da Bir Sağlık
Sorunudur.

Bazen de kişiler özellikle alkol ve yasaklanmış uyuşturucularla
ilgili sorunları aile dışından bir kişiye söylemekten çok utanç duyarlar. Ancak,
alkol, sakinleştirici ilaçlar, eroin veya diğer uyuşturucu ve keyif verici
maddelerle ilgili sorunları örtbas etmeye çalışmak bu maddelerin kullanımının
uzayıp gitmesine neden olmakta ve sonuçta sorunlar gerek aile gerekse madde
bağımlısı kişi için daha da ciddi bir hale gelmektedir. Uyuşturucu ve keyif
verici maddeler ve alkol alışkanlığı birer sağlık sorunudur ve diğer sağlık
sorunlarında olduğu gibi sağlık görevlilerinden yardım istemeyi gerektirir.

Sorunlarınız Yalnız Siz ve Sağlık Görevlileri Arasında
Paylaşılacaktır.

Sorunlarınızı anlattığınız danışmanlar veya sağlık görevlileri olayla
ilgili diğer sağlık görevlileri dışında hiç bir kimseye bu konuda bilgi
vermezler. Görevlilerin diğer aile bireyleri de içinde olmak üzere üçüncü
kişilere bilgi vermeleri söz konusu değildir.

Uyuşturucu ve keyif verici maddeler ve alkol servisleri de kişiler için bilgi
danışmanlık, tedavi veya diğer servislere havale gibi alanlarda yardımcı
olurlar.


ALKOL




Alkol kullanan çoğu kişi sağlığını tehlikeye atmamakla
birlikte dengeli içtiğini zanneden birçokları da hem kendilerine hem de
başkalarına zarar vermektedirler. Alkol ve sağlık üzerine sorulan bazı soruların
yanıtları aşağıda verilmiştir:

Alkol Sağlık İçin Yararlı Mıdır ?

Bazı tıbbi araştırmalar "az miktarda" içilen alkolün kalp ve dolaşım
sistemi için yararlı olduğunu söylemektedir. Bunda gerçek payı bulunabilir ama
haftada birkaç kez demektir; her gün "az

miktarda" içki içmek değildir.

Tehlike Sınırını Aşmadan İçki İçmek Nedir ?

Bu, erkekler için günde dört kadınlar için ise günde iki standart
içkiden fazla içki içmemek demektir. Haftanın en az iki günü de hiç alkol
alınmamalıdır.

"Bir Standart İçki" Ne Demektir ?

Bir "standart' içkinin ne olduğunu bilirseniz içtiğiniz içkinin
miktarını belirleyebilirsiniz. Genel bir kural olarak bir şişe şarap yedi
standart içkiye eşit olmaktadır. Bir birada ise bir buçuk standart içki
bulunmaktadır. Bir standart içkinin içinde 10 gram alkol bulunmaktadır Bu da beş
adet 285 ml'lik süper hafif biraya ( içindeki alkol miktarı .09'dur); iki adet
285 ml'lik hafif biraya (alkol miktarı yüzde iki veya üçtür) veya bir adet
normal biraya (alkol miktarı yüzde dört veya beştir) veya 100 ml'lik bir kadeh
şaraba veya 60 mililitrelik bir kadeh alkolle takviye edilmiş şaraba veya 30 ml
lik bir kadeh sert alkollü içkiye eşiair. Evde kendiniz yaptığınız içkilerin
dışarıdan aldığınız alkollü içkilerden daha kuvvetli olabileceğini unutmayın.

Hafta İçinde Çok Az Fakat Hafta Sonunda Epeyce İçki
İçilebilir Mi ?

Hayır. Hafta içinde içmediğiniz içkileri hafta sonuna saklayıp dozunu
kaçırmak arasıra bile olsa zararlıdır.

Arkadaşlarla Birlikteyken İçkiyi Sınırlamak Zor
Oluyorsa Ne Yapabilirsiniz?

Alkollü bir içki içmeden önce alkolsüz bir içkiyi keyifle için. Bu
susuzluğunuzu giderecek ve ilk içkinizi çabucak mideye indirmenizi
engelleyecektir. Alkollü içki içerken arada bir de alkolsüz bir şey için. Bira
içiyorsanız hafif birayı tercih edin. Bir davete gittiğiniz zaman ne kadar
içeceğinize önceden karar verin. Bir yandan da ertesi gün fazla içki içmediğiniz
için kendinizi ne kadar iyi hissedeceğinizi düşünün. Karşılıklı içki
"ikramından" kaçınmaya çalışın. Başkalarının sizi içki içmeye zorlamasına engel
olun ve siz de arkadaşlarınızı daha fazla içmeye zorlamayın. İçki içmeden önce
mutlaka birşeyler yiyin. İçki içerken de birşeyler yiyin. Alkol mideniz doluyken
daha geç kana karışır.

Sandığınızın Aksine Pek Çok Şey Kandaki Alkol Miktarını
Azaltamaz.

Alkol içtikten sonra koyu kahve içmek, soğuk duş yapmak veya açık
havaya çıkmak; kişiyi ayıltmaz. Bunların hiçbiri kandaki alkol miktarını
azaltamaz.

Alkol, Hangi Sağlık Sorunlarına Neden Olur ?

Aşırı içki içmek karaciğerde ciddi tahribat yapar, cinsel sorunlara
neden olur, tansiyonu yükseltir, beyinde tahribat yapar ve şişmanlamaya neden
olur. Alkol bazı kanser hastalıklarına da katkıda bulunmaktadır. Alkol bazı
trafik kazalarına, iş kazalarına, denizde tekne kazalarına ve boğulma vakalarına
da neden olmaktadır. Alkol ev içinde de olmak üzere, şiddet olaylarına ve sürücü
ehliyetinizi kaybetmenize neden olabilir.

Gebe Kadınlar Neden Alkol Kullanmamalıdırlar ?

Doktorlar gebelikte emniyetle alınabilecek alkol miktarının ne
olduğunu bilmemektedirler. Bu nedenle gebe kadınların veya çocuk yapmayı düşünen
kadınların hiçbir zaman alkol almamaları tavsiye edilmektedir.


ALZHEİMER HASTALIĞI

1986 yılında ABD Eski Başkanı Ronald Reagan ; politikayla ilgili sorulara
"hatırlamıyorum " "anımsayamıyorum" şeklinde yanıtlar vermekteydi. 8 yıl sonra ;
1994 yılında Başkan Reagan'ın Alzheimer Hastası olduğu açıklandı.

Ne Bilmeli ?

Alzheimer Hastalığı , yaşlanmanın normal bir sonucu değildir.
Alzheimer Hastalığı olan kişilerde ; dil, düşünce ve hafıza fonksiyonlarında
zorlanmalar ve bu fonksiyonlarda eksiklik gözlenir. Hastalık daha da
ilerlediğinde kişinin bütün yaşamına etki etmeye başlar. Banyo yapmak , tuvaleti
kullanmak, yemek yemek gibi tüm hareketlerinde kişiye yardımcı olunması gerekir.
Gün geçtikçe kişinin ailesi, yakınları ve arkadaşları bu durumdan etkilenmeye
başlar. Alzheimer Hastalığı geriye dönüşü ve tedavisi olmayan bir hastalıktır.

ABD'de tüm halkın %5 'i Alzheimer Hastası'dır. Bu, ABD de 4 milyon Alzheimer
Hastası var anlamına gelmektedir. Bu sayıya hastaların ailesi ve yakınları da
dahil edilirse milyonlarca insan bu hastalıktan etkilenmektedir. Yapılan
hesaplara göre 2050 yılında ABD'de 14 milyon kişi Alzheimer Hastası olacaktır.




Her yıl ABD'de 100bin kişi Alzheimer Hastalığı'ndan ölmektedir. 65 yaş
üzerindeki kişilerin %5-10'u Alzheimer Hastası'dır. 85 yaş üzerinde bu oran %50
lere kadar çıkabilmektedir. Alzheimer Hastalığı adını Alman Doktor Alois
Alzheimer'dan alır. 1906'da Dr.Alzheimer bunama sonrası ölen bir kadın
hastasının beyin dokusundaki değişiklikleri tespit etmiştir. Dr.Alzheimer , ölen
hastasının beyninde bir takım yığınlar ( bugün bunlar : senil veya nöron plağı
olarak adlandırılır.) ve sinir lif demetlerinde yumaklar ( Nörofibriler
yumaklar) gözlemiştir.

Bugün bu plak ve yumakların Alzheimer hastalığının nedenleri olduğu düşünülüyor.
Bilim adamları Alzheimer Hastalığı'ndan ölen kişilerin beyinlerinde bunların
dışında da bazı değişiklikler belirlemiştir. Hafıza ve diğer zihinsel
fonksiyonlara ait beyin bölgelerinde sinir hücrelerinde kayıp olduğu
bulunmuştur. Aynı zamanda milyarlarca sinir hücresi arasında karmaşık mesajları
taşıyan kimyasal maddelerin de bu hastaların beyinlerinde düzeylerinin azaldığı
bulunmuştur. Böylece Alzheimer Hastaları'nda sinir hücreleri arasında bu
mesajlar engellenerek normal düşünme ve hafıza yeteneği bozulabilmektedir.

Alzheimer Hastalarında ;Meynert çekirdeği olarak adlandırılan beyin bölgesinde ;
nöronal degenerasyon (sinir hücrelerinin haraplanması ) vardır. Sinirler arası
iletilerde rol alan kimyasal madde (nörotransmitter ) Asetilkolin'in beyindeki
düzeyleri azalmıştır.



Nörofibriler Yumaklar ;Nörofibriler yumak yapının
oluşumu net bir durum değildir. Nörofibriler yumak, nöron yapının içinde yer
alır. Yumak ve nöronların yapısı bozulur. Nörofibriler yumak oluşumunun nasıl
olduğu ve beyne nasıl etki yaptığı halen bilinmemektedir.



Nöron Plakları ; Plaklar nöronun dışında yer alır.
Beta amiloid olarak adlandırılan bir protein yapıdır. Diğer proteinler de plak
oluşumunda rol alır. Amiloid, beyinde normalde bulunan bir proteindir.
Yaşlanmayla beraber Beta amiloid formu beyinde birikir ve plak gelişimine yol
açar.



Belirtileri Nelerdir ?




Alzheimer Hastalığı , yavaş başlar. İlk belirtisi çok ciddiye alınmayan
unutkanlık olabilmektedir. Alzheimer Hastaları yakın zamanda yaşadıkları
olayları , eşya ve kişilerin isimlerini hatırlayamayabilirler. Basit
matematiksel işlemleri yapmakta zorlanabilirler. Bu iki durumda çok ciddiye
alınmayacak düzeyde yaşansa da hastalığın başlangıcı için önemli bir işaret
olabilir. Belirtileri olan Alzheimer Hastasına ve aile üyelerine gerekli tıbbi
yardımı sağlayabilmek çok da kolay değildir. Alzheimer Hastalığı olan kişiler
saç taramak veya diş fırçalamak gibi basit işleri yaparken bile fırçaları
saçlarında veya ağızlarında unutabilirler. Problem çözme ,düşünme , anlama,
okuma, yazma gibi fonksiyonları daha fazla kaybedebilirler. Bunların sonucunda
Alzheimer Hastaları kaygılı , sinirli ve saldırgan olabilirler. Evlerinden
uzaklara gidebilirler. Sonuçta bu kişiler toplumsal bakıma ihtiyaç duyarlar.

Sağlık kuruluşlarında doktorlar , %90 oranda bu hastalığı zamanında ve doğru
olarak teşhis edebilirler. Mikroskop altına beyin dokusuna bakıldığında
Alzheimer Hastasının beyninde oluşan değişiklikler saptanabilir. Ancak bu , kişi
öldükten sonra yapılacak otopsi sonucunda mümkündür. Canlı bir insana beyinden
parça alınarak inceleme yapılamaz. Bu ,çok tehlikeli bir uygulamadır. Doktorlar,
hastanın belirtileri ve yapacakları muayene ve tetkikler ile kişinin Alzheimer
Hastası olabileceğini söyler. Alzheimer Hastası olabilir demek ; o kişinin bu
hastalığa ait belirtileri taşıdığı anlamına gelir.



Tam Sağlık Öyküsü

Doktor , kişinin genel sağlığı ve geçmişte yaşadığı sağlık problemlerini
sorar . Hasta , günlük yaşamında kendisini etkileyen sağlık problemleri hakkında
bilgi verir. Doktor , daha çok bilgi alabilmek için kişinin ailesi veya
arkadaşları ile de görüşmek isteyebilir .



Temel Tıbbi Laboratuar Testleri

Kan ve idrar tahlilleri , olabilecek diğer hastalıkları da araştırmada
doktora yardımcı olacaktır. Bazı durumlarda alınacak az miktarda spinal sıvının
test edilmesi de gerekebilir. Bütün bunların sonucunda doctorun tanı koyması
kolaylaşacaktır.



Nörofizyolojik Testler

Bunlar , hafıza , problem çözme , dikkat , sayma ve dil testleridir . Bu
testler doktorun koyacağı tanıyı özgülleştirebilecektir.



Beyin Taraması

Doktor Beyin Taraması da denebilecek bu özel test ile beyne ait
görüntüleri inceleyecektir. Beyin Tarama Testleri içinde Bilgisayarlı Beyin
Tomografisi , Manyetik Rezonans Görüntülemesi ve Pozitron Emisyon Tomografisi
yer alır.

Doktor , yapılan beyin tarama sonuçlarına göre bir tanı için net şeyler
söyleyebilecektir. Hastanın sağlık öyküsü ve test sonuçlarından alınan
bilgilerle doktor , kişide olan belirtilerin olabilecek diğer nedenlerini
tanıdan çıkarmış olur . Bu belirtileri yapabilecek diğer nedenler arasında ;
Tiroid Bezi problemleri , Depresyon , Beyin Tümörleri, İlaçlar ve Beyin Damar
Hastalıkları olabilir . Bu hastalıklar da Alzheimer Hastalığına benzer
belirtiler oluşturabilmektedir.



Tedavi

Alzheimer Hastalığı , ağır zihinsel zarar ile biten ve hafıza
problemleri ile yavaş başlangıçlı bir hastalıktır . Hastalığın gelişim hızı
kişiler arasında farklılıklar da gösterebilmektedir. Bazı kişiler 5 yıl gibi bir
süre hastalığa sahip olabilirken , bazı kişilerde bu, 20 yıl gibi bir süre
olabilmektedir.

Alzheimer Hastalığı tedavisinde kullanılan iki ilaç mevcuttur : Tacrin ve
Donezepil olarak isimlendirilen bu ilaçlar Kolinesteraz enzimini inhibe eder.
Kolinesteraz enzimi; Asetilkolinin yıkımında anahtar rol oynar.Böylece
asetilkolinin yıkımı engellenerek beyindeki asetilkolin miktarının yükselmesi
sağlanır. Ancak önemle belirtmek gerekir ki; bu iki ilaçta tedavi edici
özellikte değildir. Yalnızca Alzheimer hastalığı'nın, hastada oluşturduğu
belirtileri azaltır. Tacrin karaciğere de etki edebilen bir ilaçtır. Bunun bir
benzeri Rivastigmin adlı madde ise yalnızca beyinde etki gösterebilmektedir.

E Vitamini ve Asetilsalisilik asit de tedavi amaçlı kullanılmaktadır. E vitamini
sinir hücrelerinin zarlarının hasar görmesini engellemektedir. Araştırmalarda
Alzheimer Hastalarına, E vitamininin bazı beyin fonksiyonları için faydalı
olabildiği gösterilmiştir.

Bazı çalışmalarda Gingko Glikozidlerinin de hastalara yardımcı olduğu
belirlenmiştir.

ABD'de ayrıca cerrahi tedavi denenmiştir. Burada karın zarının (omentum) bir
parçası beyinde kullanılmış ve sonuçta kısa süreli bellekte düzelme sağlandığı
rapor edilmiştir.

Bugünkü tıbbi bilgilerle Alzheimer Hastalığını hiç bir tedavi durduramaz .

Alzheimer Hastalığı olan kişiler , sürekli doktor kontrolünde olmalıdır. Doktor
, hastalık sırasında ilerleyebilecek belirtileri ve birlikte olabilecek diğer
hastalıkları kontrol edecektir. Doktor ve diğer sağlık çalışanları , hasta ve
ailelerine yardım ve destekte bulunabilmektedir.

Sıklıkla diğer aile üyelerinin Alzheimer Hastasına daha çok yardımcı olmaları
gereği ortaya çıkar.Hastalık kötüye doğru gittikçe hastanın yardım ve sağlık
bakım ihtiyacı da artar. Hastaya bakan kişiler yönünden bu, fiziksel ve ruhsal
yönden çok yorucu olmakla beraber ailenin yaşantısı , işleri ve ekonomik
durumuna da etkiler yapar.

Alzheimer Hastalığı ile ilgili kuruluşlar , hasta ve yakınlarına eğitim
programları sağlamakla beraber hasta bakımını üstlenmiş kişilere ve ailelere
destek verir.



Riskler

Alzheimer Hastalığı için risk faktörleri ; ileri yaş ve aile sağlık
öyküsünde Alzheimer Hastalığı'nın olmasıdır. Bunun dışında , ciddi kafa
yaralanmaları ve düşük eğitim düzeyi de Alzheimer Hastalığı için risk faktörleri
arasındadır.

Diğer faktörler ile ilgili araştırmalar devam etmektedir. Bunlardan bazıları :

Genetik Faktörler

Yapılan araştırmalar hastalığın yarısından fazlasında genetik faktörlerin
rolü olabileceğini göstermektedir.

Örneğin , apolipoprotein E ( Apo E ) olarak adlandırılan protein önemlidir,
kanda kolesterolün taşıdığı ApoE her insanda olan bir proteindir . Apo E'nin
beyindeki görevi tam olarak bilinmemektedir. ApoE geninin , farklı formları
vardır. Bunlardan birisi kişiyi Alzheimer Hastalığına karşı korurken bir diğeri
kişiyi Alzheimer Hastalığına yatkın hale getirmektedir. Ancak ApoE geni ile
ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Çevresel Etkenler

Bilim adamları , Alzheimer Hastalığı olan kişilerin beyin dokusunda
alüminyum , çinko ve diğer bazı ****llari buldu. Alzheimer Hastalığı ile bu
maddelerin bağlantısı olup olmadığı ile ilgili araştırmalar da devam etmektedir.

Virüsler

Bazı araştırmalarda ise Alzheimer Hastalığı ile virüslerin arasındaki
ilişki belirlenmeye çalışılmaktadır.



Bunların hiçbirisi tek başına hastalığa sebep olarak gösterilemez. Yani yalnızca
genetik etkenler Alzheimer Hastalığı'nın nedeni olarak gösterilemez. Sıklıkla
bir kaç etkenin birlikteliğinden kaynaklanarak hastalık gelişmektedir. Ayrıca
her hasta için farklı olabilen etkenler de söz konusu olabilir.

Ayrıca Alzheimer Hastalığı ile ilgili tanı koymak için yapılabilecek testlerle
ilgili araştırmalar da vardır. Eğer hatalığın çıkış zamanı geciktirilebilirse
hastalığa yakalanan kişilerin sayısı da azaltılabilecektir. Alzheimer
Hastalığı'nın geciktirilmesi kişinin yaşam kalitesini geliştirir aynı zamanda
sağlık harcamalarını da azaltır.

Diğer bazı araştırmalar da hastaya ve hastanın bakımını sağlayan kişilere
kolaylıklar sağlama ve hastanın yaşam kalitesini yükseltebilmeye yönelik olarak
yapılmaktadır. Bu araştırmalarda hastada ortaya çıkan problemli bir takım
davranışların , uykusuzluğun düzeltilebilmesi amaçlanmaktadır.



Önleme Yolları

Beyninizi Yaşlanmanın Etkilerinden Nasıl Korursunuz ?

Yaşlanma ile birlikte beyinde plak ve yumaklar meydana
gelmektedir. Beynin çalışmasını bir spor ekibinin mücadelesine benzetirsek; eğer
bir oyuncu yaralanır veya oyun dışında kalırsa ekibin iyi performans
gösterebilmesini diğer oyuncuların performansları etkileyecektir. Bunun gibi
beynin yaşlanmayla beraber kaybettiği sinir hücrelerinin olumsuz etkileri ancak,
diğer hücrelerin sağlıklı olmasıyla mümkündür. Bu da fiziksel ve zihinsel olarak
aktif kalmakla sağlanabilir. İnsanların isimlerini hatırlayarak , bulmacalar
çözerek , matematik işlemleri yaparak , çok okuyarak ve yeni kelimeler öğrenerek
; Beyin hücrelerinin çalışmasını geliştirebilirsiniz
WeBAnıL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Şu Anki Saat: 23:44


Forum Software by vBulletin® 3.8.4 ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
Ekonomi ve İş Dünyası Ekonomi ve İş Dünyası